Kredi

Konut Kredisi mi, Kirada Oturmak mı?

Ev almak için kredi mi çekmeli, kirada mı kalmalı? Peşinat, taksit, kira ve fırsat maliyetini gerçek sayılarla kıyaslayan dürüst bir karşılaştırma.

Emre Doğan·5 Aralık 2025·14 dk okuma
Ev anahtarı ve kira sözleşmesi terazide

"Kiraya verdiğin para boşa gidiyor, ev al kendine kalsın." Bu cümleyi herkesten duydunuz. Bir kısmı doğru, ama eksik. Çünkü konut kredisi faizine ödediğiniz para da bankaya gidiyor ve o da en az kira kadar "boşa" olabilir. Soru sandığınızdan karmaşık; cevabı da kişinin peşinatına, vadeye ve oturma süresine göre değişiyor.

Birkaç yıl önce bu kararı kendim vermek zorunda kaldım. Hesabı sayılarla yapınca, içgüdüyle verdiğim kararın yanlış olabileceğini gördüm. O hesabı burada baştan sona kuruyorum: hangi değişkenler kararı belirler, peşinatın fırsat maliyeti nedir, enflasyon krediyi nasıl eritir ve hangi durumda kira aslında daha akılcıdır.

Konut kredisinin gizli avantajı: vergi muafiyeti

Önce teknik bir nokta. İhtiyaç ve taşıt kredisinde faizin üzerine %15 KKDF ve %15 BSMV ekleniyor. Konut kredisi bu iki vergiden muaf. Bu yüzden konut kredisi faizleri kâğıt üstünde diğer kredilerden düşük durur; çünkü vergi yükü taşımaz. Bu, konut kredisini diğer kredi türlerine göre yapısal olarak ucuz kılan en önemli sebep.

| Kredi türü | KKDF + BSMV | Faizin gerçek maliyeti | |------------|-------------|------------------------| | İhtiyaç | %30 (faiz üzerinden) | İlan edilenin belirgin üstünde | | Taşıt | %30 (faiz üzerinden) | İlan edilenin belirgin üstünde | | Konut | Muaf | İlan edilene yakın |

Yine de düşük faiz, "her zaman al" demek değil. Belirleyici olan toplam tabloyu görmek. Faizin matematiğini sıfırdan kurmak isterseniz kredi faizi nasıl hesaplanır yazısı yardımcı olur; vergilerin tutarını KKDF-BSMV hesaplama aracında, farklı peşinat ve vade senaryolarının taksitini konut kredisi hesaplama aracında çıkarabilirsiniz.

Somut bir kıyas yapalım

Diyelim 3.000.000 TL'lik bir ev var. İki seçenek:

Senaryo A — Satın al. %30 peşinat (900.000 TL) verip 2.100.000 TL'yi 120 ay vadeyle kredi çekiyorsunuz. Aylık taksit, bu tutarlarda kiranızın belirgin biçimde üzerinde çıkar. Üstüne aidat, emlak vergisi, deprem sigortası (DASK) ve büyük bakım masrafları evin sahibine ait.

Senaryo B — Kirada kal. Aynı evin kirasını ödüyorsunuz. Elinizdeki 900.000 TL peşinat duruyor; onu mevduatta, fonda veya başka bir araçta değerlendiriyorsunuz. Aidat hariç bakım masrafı ev sahibinin.

İlk ayın kabaca tablosu (örnek faiz ve kira varsayımlarıyla):

| Kalem | Senaryo A (Satın al) | Senaryo B (Kira) | |-------|----------------------|------------------| | Peşinat | 900.000 TL (bağlı) | 900.000 TL (yatırımda) | | Aylık taksit | ≈42.000 TL | — | | Aylık kira | — | ≈22.000 TL | | Aidat + vergi + DASK | ≈3.500 TL | ≈1.500 TL (aidat) | | Peşinatın aylık getirisi | — | ≈+30.000 TL (faraziye) |

İlk yıllarda Senaryo A'nın nakit yükü Senaryo B'den yüksek görünür. Kararı belirleyen üç değişken var: konut fiyatının ne kadar artacağı, peşinatı yatırınca elde edeceğiniz getiri ve o evde kaç yıl oturacağınız.

En kritik değişken: ne kadar kalacaksınız?

Eğer 2-3 yıl içinde başka şehre taşınma, iş değiştirme ihtimaliniz varsa, kredinin ilk yıllarında taksitin neredeyse tamamı faize gider. Anüite tablosunda anapara çok yavaş erir.

Somutlaştırayım: 2.100.000 TL'lik 120 aylık kredide, ilk 36 ayın sonunda kalan anaparanız hâlâ 1.900.000 TL civarındadır. Yani üç yıl boyunca yaklaşık 1.500.000 TL taksit ödersiniz ama borcunuzun yalnızca 200.000 TL'sini kapatmış olursunuz; gerisi faiz. Üç yıl sonra evi satarsanız, üstüne alım-satım masrafları (tapu harcı, emlakçı komisyonu) da biner. Bu durumda kira çoğu zaman daha akılcıdır.

Ama 10 yıl ve üzeri aynı yerde kalacaksanız tablo tersine döner. Vade ilerledikçe taksitin anapara payı büyür, kira ise her yıl artar. Uzun vadede sabit taksitli kredi, sürekli zamlanan kiraya karşı sizi korur.

Enflasyonun krediyi eritmesi

Burada enflasyonun krediyi eritmesi devreye girer: bugün yüksek görünen taksit, birkaç yıl sonra maaş artışlarıyla küçülmüş hisseder. Bir örnek: bugün 42.000 TL taksit maaşınızın %60'ıysa zorlayıcıdır; ama yıllık zamlarla maaşınız beş yılda ikiye katlanırsa, aynı 42.000 TL maaşınızın %30'una düşer. Sabit taksitli konut kredisinin sessiz avantajı budur. Kira ise tam tersine her yıl artar. Bu mantığı reel getiri: faiz ve enflasyon yazısında detaylandırdım.

Peşinatın fırsat maliyetini unutmayın

Kira tarafının en güçlü argümanı şu: 900.000 TL peşinatı eve gömmek yerine getiri sağlayan bir araçta tutarsanız, o para da çalışır. Eğer bu birikim, kira ile taksit arasındaki farkı kapatacak hatta aşacak bir getiri üretiyorsa, kirada kalmak finansal olarak daha mantıklı olabilir.

Basit bir karşılaştırma: 900.000 TL'yi yıllık %40 getiren bir araçta tutarsanız, ilk yıl ≈360.000 TL, ayda ≈30.000 TL getiri üretir. Kira ile taksit arasındaki fark ayda 20.000 TL ise, bu getiri farkı kapatıp üstüne kâr bırakır. Ancak getiri düşerse veya enflasyon getiriyi yerse hesap tersine döner; bu yüzden "reel getiri" kavramı kritik.

Burada dürüst olmak lazım: çoğu insan kirada kalıp peşinatı yatırım disiplini içinde tutamaz; o para erir gider. Ev almak, istemsiz bir tasarruf mekanizmasıdır; her taksit aslında kendinize zorla biriktirmektir. Bu psikolojik avantaj, hesabın gözden kaçan bir parçası.

Karar için pratik çerçeve

  • 5 yıldan kısa kalacaksanız ve disiplinli yatırımcıysanız: kira büyük ihtimalle daha akılcı.
  • 5-10 yıl arası kalacaksanız: peşinat oranı ve faiz seviyesi belirleyici; iki senaryoyu da sayılarla çıkarıp karşılaştırın.
  • 10 yıl ve üzeri kalacaksanız: kredinin enflasyona karşı koruması ve zorunlu tasarruf etkisi öne çıkar, satın alma güçlenir.
  • Peşinatınız evin %30-40'ını karşılıyorsa: taksit yönetilebilir olur, kredi makul. Çok düşük peşinatla uzun vade, toplam faizi şişirir.
  • Disiplinli yatırımcı değilseniz: ev almanın zorunlu tasarruf etkisi tek başına satın almayı haklı çıkarabilir.

Sık yapılan hatalar

  • "Kira boşa gidiyor" klişesine teslim olmak. Kredi faizi de bankaya gider; ilk yıllarda taksitin büyük kısmı faizdir, yani o da "kira gibi" boşa olabilir.
  • Peşinatın fırsat maliyetini saymamak. Eve gömülen peşinat, başka bir yatırımda üretebileceği getiriyi kaybeder; bu kayıp hesaba katılmalı.
  • Kalacağınız süreyi hesaba katmamak. 2-3 yılda satılacak ev, anüite yapısı yüzünden çoğu zaman zararlıdır; satın alma uzun oturma süresiyle anlam kazanır.
  • Konut ile ihtiyaç faizini doğrudan kıyaslamak. Konut vergiden muaf olduğu için faizi düşük görünür; bu, diğer kredilerle elma-armut karşılaştırması olur.
  • Tapu harcı, emlakçı komisyonu, DASK ve aidatı unutmak. Bu yan masraflar satın alma maliyetini gözle görülür biçimde artırır.

Sık sorulan sorular

Konut kredisinde KKDF ve BSMV var mı?

Hayır, konut kredisi bu iki vergiden muaftır. İhtiyaç ve taşıt kredisinde faizin üzerine %30 vergi binerken konutta binmez; bu yüzden konut faizleri kâğıt üstünde daha düşük görünür.

Kaç yıl kalacaksam ev almak mantıklı olur?

Kabaca 10 yıl ve üzeri kalacaksanız satın alma güçlenir; çünkü anaparayı eritmeye ve enflasyonun taksiti küçültmesine zaman tanırsınız. 5 yıldan kısa kalacaksanız ve disiplinli yatırımcıysanız kira çoğu zaman daha akılcıdır.

Peşinatı ne kadar tutmalıyım?

Evin %30-40'ını karşılayan bir peşinat, taksiti yönetilebilir tutar ve toplam faizi makul seviyede bırakır. Çok düşük peşinatla uzun vadeye yayılan kredi, faiz yükünü ciddi biçimde şişirir.

Enflasyon konut kredisini gerçekten eritir mi?

Sabit taksitli bir kredide evet. Taksitiniz sabit kalırken maaşınız yıllık zamlarla artarsa, aynı taksit gelirinizin giderek küçülen bir oranına denk gelir. Kira ise her yıl arttığı için uzun vadede kredi, kiraya göre avantajlı hale gelebilir.